Dijital eğitim tasarlarken kendime sorduğum 5 kritik soru

Written by:

Etkili bir e-öğrenme deneyiminin baştan sona özenle hazırlanmış olması öğrenme motivasyonunu artırır. Peki özenle hazırlamak nedir? Bu sürecin başında günümüz öğrenme trendlerinin bilinmesi ve hedef kitlenin yakından tanınması geliyor. Gelin konuyu biraz daha açalım. İşte dijital eğitim tasarlarken kendime sorduğum 5 kritik soru…

1. E-öğrenme içeriğinin hedef kitlesi kimdir?

Bu soru, tasarıma geçmeden önce kendi kendime tekrarladığım ilk soru oluyor. Örneğin; hedef kitleniz ilkokul öğrencileriyse basit, ip uçları içeren, hazır bulunuşluğu, dikkat süresi gözetilerek ve oyun ortamı kurularak tasarlanan içerikler öğrencilerin daha çok ilgisini çekiyor. Kullanılan renkler, yazı tipleri, butonlar, görseller, etkileşimler, seslendirme çocuklara hitap ediyor. Öğrenme deneyimi tasarlamak sadece içerik üretmek ve etkileşimlere yer vermek değil, hedef kitlenin dünyasına girmektir.


2. Eğitimin sonunda neyi farklı yapabiliyor olmalılar?

Eğitimin amacı, kazanımları ve hedef kitlenin ihtiyacını belirledik ve bu kazanımlar doğrultusunda içerik geliştirmeye başladık diyelim. Bu dijital eğitimle hedef kitlenin yeni bilgiler öğrenmesini mi, yoksa öğrendiklerini pratikte kullanmasını mı istiyoruz?


3. Bu eğitim gerçek hayatla nerede kesişiyor?

Eğer amacımız yalnızca bilgi aktarımı değil, davranış değişikliği yaratmaksa; öğrenme içeriğimizi teoride kalan anlatımlarla sınırlamamak gerekir. Bunun yerine etkileşimli pratikler, karar verme örnekleri ve senaryo bazlı vaka çalışmalarıyla öğrenenin konuyu günlük hayat ve iş pratiğiyle ilişkilendirmesini sağlamalıyız. Bu yaklaşım sayesinde katılımcı yalnızca “öğrenen” konumunda kalmaz; öğrendiğini uygulayan, doğru durumda doğru kararı verebilen aktif bir role geçer.


4. Bunu en basit hale nasıl getiririm?

Bir öğrenme içeriğini değerli kılan nokta, ne kadar çok bilgi sunduğu değil; öğrenenin ihtiyacı olan bilgiyi, doğru zamanda ve en sade haliyle sunabilmesidir. Daha fazla slayt ya da yoğun metin bilişsel yükü artırarak dikkatin dağılmasına neden olur. Bu nedenle “Bunu en basit hale nasıl getiririm?” sorusu, tasarım sürecinde çok önemsediğim konulardan biridir. Örneğin, kullandığımız bir etkileşimin kurgulanma biçiminin öğrenme kazanımını gerçekten pekiştirip pekiştirmediğini sorgulayabiliriz. Etkileşim, öğrenenin içeriği anlamasını ve uygulamasını mı kolaylaştırıyor; yoksa kazanımı ikinci plana atarak kafa karışıklığı yaratıyor ve öğrenme deneyimini gereksiz yere zorlaştırıyor mu?
Özetle, gereksiz detayları ayıklamak, tek bir öğrenme hedefine hizmet etmeyen içerikleri elemek ve karmaşık kavramları küçük, anlamlı parçalara bölmek; öğrenenin konuyu daha hızlı kavramasını sağlar.

5. Eğitimin başarılı olduğunu nereden anlayacağım?

Evet, eğitim tasarlandı ve bittiğini düşünüyoruz. Bu noktada son kullanıcıya açıp eğitimi büyük kitlelere duyurmadan önce pilot uygulama ve geri bildirim alma aşaması oldukça önemlidir. Öğrenen deneyimini ve öğrenenin motivasyonu artırmaya yardımcı olacak küçük revizeler fark yaratacaktır.


Bu soruları göz önüne alarak tasarlanan e-öğrenme içeriği, izlenen bir materyal olmaktan çıkar ve gerçek hayatta karşılığı olan anlamlı bir öğrenme deneyimine dönüşür.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

Leave a Reply

Discover more from esrabus.com - EdTech, E-learning, Instructional Design, Storyboard, LMS, Learning Experience Design…

Subscribe now to keep reading and get access to the full archive.

Continue reading